On Bir Ayın Sultanı Kapımızda: Ramazan

Ramazan-ı Şerif yaklaşıyor…
Rahmetin sağanak sağanak indiği, mağfiretin kapılarının sonuna kadar açıldığı, cehennemden kurtuluş müjdelerinin verildiği mübarek bir zaman dilimi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ramazan için,
“Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluştur” buyururken, bu ayın sıradan bir zaman olmadığını bizlere açıkça haber verir.

Biz Müslümanlar için Ramazan; sadece aç kalmak değildir.
Ramazan, nefsin terbiye edildiği, kalbin arındığı, kulun Rabbine bir adım daha yaklaştığı kutsal bir iklimdir.

Kur’an-ı Kerim bu ayda indirilmeye başlanmıştır.
Bu yönüyle Ramazan, vahyin ayıdır.
Oruç tutan bedenle birlikte, Kur’an’la dirilen kalplerin ayıdır.

Sahurda edilen dualar, iftarda açılan eller, teravihte saf saf duran müminler…
Her biri kulluğun en saf halidir.
Ezanla açılan bir oruç, dünyaya verilen kısa bir aradır; asıl yöneliş ahiretedir.

Ramazan, sabrı öğretir.
Açlığa sabreden kul, günaha da sabretmeyi öğrenir.
Dil yalandan, göz haramdan, kalp kibirden uzak durmayı bu ayda yeniden hatırlar.

Bu ayda yapılan bir hayır, kat kat sevapla karşılık bulur.
Bir sadaka, bir tebessüm, bir yetimin başını okşamak…
Hepsi Allah katında bambaşka bir değer kazanır.

Ramazan, fakirin halini anlamaktır.
Bir lokmanın kıymetini bilmektir.
İsraftan uzaklaşıp, şükre yaklaşmaktır.

Ve en önemlisi Ramazan;
tövbe ayıdır.
Gecenin sessizliğinde gözyaşıyla yapılan bir tövbe, bir ömrün yükünü hafifletebilir.
“Ya Rabbi, bana bir daha şans ver” demenin adıdır Ramazan.

Bu mübarek ay bize şunu hatırlatır:
Kul olmak, acziyetini bilmektir.
Ve Allah’a yönelen hiçbir kalp cevapsız kalmaz.

Dua edelim ki;
Ramazan sadece takvimden gelip geçmesin.
Kalplerimize insin, hayatımıza yön versin, bizi bizden alıp Rabbimize yaklaştırsın.

Hoş geldin ey bağışlanma ayı…
Hoş geldin ey Ramazan.